27 Mart 2017 Pazartesi

Wawel Ejderhası

Wawel Dragon


Krakow'un simgesi olan ejderhanın hikayesini benden dinlemek isteyenleri şöyle yamacıma alayım. Yaklaşın, yaklaşın çok güzel bir hikaye sizi bekliyor.

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; pireler berber, develer tellal iken, ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken, Wawel kalesinin altında bir ejderha yaşarmış. Bu ejderha devamlı diğer canlılara zarar veriyormuş. İnsanları ve hayvanları öldürüyormuş. En sonunda Krakow halkı ejderha ile bir antlaşma yapmaya karar vermiş. Ejderhaya, her ay mağara önüne bir kız getireceklerini ve bunun karşılığında ise halkı rahat bırakmasını teklif etmişler. Bizim çapkın ejderha ise bu öneriyi hemen kabul etmiş. Gel zaman, git zaman ejderhaya verilecek kızlar tükenmiş ve sıra kralın kızına gelmiş. Kral bu, kızını ejderhaya vermeye razı gelir mi? Hemen tüm ülkeye haber salınmasını emretmiş. Kim ki ejderhayı öldürmeyi başarır, onu kendime damat edeceğim demiş. Bunu duyan bir ayakkabı ustası bu işe talip olmuş. Ayakkabı ustası bir kuzuyu öldürerek içine sülfür doldurup yeniden dikmiş ve ejderhaya hediye olarak sunmuş. Ejderha koyunu bir yutuşta midesine indirmiş. İndirmiş indirmesine ama akabinde o kadar çok susamış ki Wisla (Vistül) Nehrinin tüm suyunu içmiş ve patlayarak ölmüş. Böylece halk huzura erişmiş ve ayakkabı ustası ile kralın kızı ile evlenip, mutlu mesut yaşamışlar.

Şimdilerde ise Wawel kalesinin önünde bu ejderhanın bir heykeli var ve belli aralıklarla ağzından alevler çıkartarak turistlere kur yapmakla meşgul.



Devamını Oku »

21 Mart 2017 Salı

Geleneksel Çorba Zurek


Bugün size uzun zamandır yazmak isteyip yazmayı devamlı ertelediğim geleneksel bir Polonya çorbasından bahsedeceğim.
Zurek hem sunumu hem de tadı itibariyle egzotik bir çorba. İlk çıkış hikayesi için internette araştırma yaptığımda Paskalya sofralarının baş taçı olduğunu gördüm. Zaman içinde, sadece özel bir günde tüketilmekten çıkıp, tüm menülerde kendine yer edinen bir çorba olmuş.

Zurekin içeriğinde jambon, biała kielbasa (bir çeşit sosis) ve patates parçaları yer alıyor. Servis ederken de içine haşlanmış yumurta ekliyorlar. Çorbanın kremsi bir yapısı var. Ekşi, tuzlu bir tada sahip. Türk mutfağından aşina olduğumuz ekşili ekmek hamuru kullanılarak sunum için bir kase yapılıyor ve çorba ekmekten yapılan o kasenin içinde servis ediliyor. Ben yumurtasız olanını tatmayı tercih ettim. Ekmek içindeki sunumu ile yemesi oldukça keyifli bir çorbaydı. Eğer yolunuz bir gün Polonya'ya düşerse zurek denemeden gezinizi noktalandırmayın derim.




İyi, hoş anlatmışsın da Krakow'da bu çorbayı nerede tadabiliriz diyenler için, benim yediğim ve beğendiğim bir mekan bilgisini de buraya eklemeyi ihmal etmiyorum.

Morskieoko geleneksel Polonya mutfağını tadabileceğiniz hoş bir atmosfere sahip. Duvar çizimleri, tahta masaları ile sizi biraz daha eskilere götürmeyi amaçlamışlar. Akşamları ise yöresel kıyafetli müzisyenler canlı performans sergiliyorlar. Yemeğinizi yerken bir yanda da güzel müzikler dinleme şansını yakalayabiliyorsunuz.
Unutmadan Krakow'da bir çok mekana daha önce rezervasyon yaptırmanız gerek. Açıktım, geçerken şurada bir şeyler atıştırayım derseniz ve eğer o gün hafta sonuna denk gelirse rezervasyonunuz olmadan masa bulma ihtimaliniz çok düşük.

Daha önceki geleneksel tatlar ile ilgili yazmış olduğum blog yazılarımı okumak isterseniz;
Restoranı Krakowiacy Pierogarnia
Ukrayna restorantı
Pod Wawelem
Krakow Kebabı  adreslerine göz atabilirsin.



Krakow


Sevgiler.
Devamını Oku »

23 Şubat 2017 Perşembe

Fat Thursday

Polonyalılar için yağlı bir gün bugün. Adı üstünde Fat Thursday.

Peki nedir bu yağlı perşembe?
Katoliklerin paskalya bayramına kadar gerçekleştirecekleri perhizden önceki son gün olarak biliniyor. Bu günden sonra dindar olan kesim, paskalya bayramına kadar yediğine içtiğine biraz daha dikkat edecek. O nedenle bugün bol bol yemek serbest. Sofralarda oldukça yağlı, çeşitli ve genelde kızartılmış hamur işi gıdalar görmek mümkün. Bunlardan biri de Paczki ( ponçiki).

Daha önce Paczki hakkında bir yazı yazmıştım. Bu görsel de oradan kalma. Niye oradan kalma olduğunu yazının sonunda açıklayacağım.


Paczki  bugünün önemli bir parçası. Paczki için, Amerikalıların çok sevdiği donutun hala kızı desek yeridir. Donut gibi ortasında bir delik yok. Onun yerine ortada gül marmelat dolgusu var. Ay ben gül sevmem derseniz, çeşitli dolguları da mevcut. Benim favorim vişne ve çikolata dolgulu olanı.
İnanışa göre bugün paczki tüketmezseniz, yıl boyunca uğursuzluklar yakanızı bırakmaz.


Krakow'un tam şehir merkezinde yer alan minicik bir panczki dükkanı var. Aslında evden çıkarken sabah vakti çok sıra olmaz ve ben de oradan alışveriş yapabilirim diye düşünmüştüm. Lakin ne mümkün, sabah saatlerinde bile önünde kuyruk vardı. Sanırım Krakow sınırları içerisinde en güzel ponçiki onlar yapıyor. Eğer sizin de yolunuz Krakow'a düşerse Gorące Pączki dükkanına uğramayı ihmal etmeyin. Normal günlerde böyle sıra yok.




Ben halen bir panczki alamadım. Eve dönerken yeniden şansımı denemek istiyorum. Sıra olmayan veya az sıra olan bir dükkan bulursam bir panczki de ben yerim bugün.


Krakow hakkında daha çok paylaşım görmek isterseniz instagram hesabıma beklerim.

Sevgiler.




Devamını Oku »

1 Ağustos 2016 Pazartesi

World Youth Day Krakow

Geçen hafta Krakow büyük bir organizasyona ev sahipliği yaptı. Dünya'nın her yerinden gelen katolik gençler papa ile buluştular. 5 gün boyunca papa her gün gençlere seslendi.
Bir hafta boyunca Krakow sokakları tıka basa doluydu. 186 ülkeden gelen gençler sokaklarda karınca sürüsü gibi gezip durdular. Sanırım bir daha bu kadar milletten insanı bir arada görme olasılığım çok düşük. Ben de bir kaç kare fotoğrafladım.





Cadırın içindeki mikrodalgaları görebiliyor musunuz? Organizasyonda her şey düşünülmüştü.



Bu ise bizim oturduğumuz sokaktan bir kare. Papa'nın evi bizim sokağın sonunda yer aldığı için güvenlik önlemleri oldukça fazlaydı bizim sokakta. 7/24 asker ve polis nöbetteydi. Her gün evin önünde geçti durdu papa.


Bu ise meydandan bir görüntü. İşin tek kötü yanı devamlı yağmurlu bir hava vardı. Gençler her şeye rağmen oldukça keyif almış gözüküyorlardı.








Devamını Oku »

13 Haziran 2016 Pazartesi

Pieniński Park Narodowy - Bir doğa gezisi

Araya tatilinin girmesi nedeniyle geciken bir doğa macera yazısı ile buradayım.

Kraków'da zaman geçirdikçe, şehirin dışındaki yerleri de keşfetme şansımız oluyor. Aslında bunu, doğma büyüme buralı olan arkadaşlarımıza borçluyuz. Bize çok güzel rehberlik ediyorlar. Onların sayesinde  2 hafta önce, Kraków'un ilk milli park olan "Pieniński Park Narodowy" yı ziyaret ettik. 

1 hafta boyunca bize eşlik eden kas ağrılarını saymazsak, yorucu olmasının yanı sıra çok eğlenceli vakit geçirdik.  Sabahın erken saatlerinde yola çıktık. Kraków'dan yaklaşık olarak 2 saat uzaklıktaydı park alanı. Yürüyüşümüze başlamadan önce sabah kahvelerimizi içtik. Enerji depoladık. Sonra koyulduk yola. Yürüyüş parkurunu tamamlamamız yaklaşık dört buçuk saatimizi aldı. Tırmanmak zordu. Zirveye çıktığımızda ise eşsiz bir manzara bizi bekliyordu.  Birkaç yerde zorlanmamıza rağmen iniş daha eğlenceliydi. Yürürken muhabbet sohbet ayrı bir lezzet kattı atmosfere. Tomek her adım başı şimdi ayı gelecek, şimdi kurt göreceğiz dedi lakin gördüğümüz sadece 20 cm uzunluğunda bir yılan oldu :) Toplamda 15 kilometre yürüdük. 995 m maksimum rakımımızdı. Parkur boyunca da endomondo adlı programı kullandım. Ondan böyle net bilgilere sahibim.

Sırada size göstermek için çektiğim fotoğraf kareleri var. Fotoğrafa iyice bakarsanız, uzaklarda karlı dağlar varya işte oralar Tatra dağları.


Park diyince aklınıza öyle park yolları gelmemeli.  Doğa içersinde yürüdük 15 kilometreyi :) Herkes çok kibardı. Yolda başkalarına denk geldiğinizde, selam verip hal hatır soruyorlardı devamlı.








Slovakya sınırına çok yakın olduğundan bu kare Slovakya topraklarını da kapsıyor. Artık Slovakya'yı da uçundan kıyısından gördüm sayarım kendimi. Bu böyle biline.


Yürüyüşün bu kısmından bana hiç bahsetmemişlerdi. Parkurun sonunda sal ile karşıya geçmemiz gerekiyor dediler. Korka korka bindim. Karşı kıyıya geçince de kendimi dışarı attım hemen.



Tüm günün yorgunluğundan sonra güzel bir çorba içtim. Oraların meşhur çorbasıymış. İsmini bir türlü hatırlayamadım. Eğer anımsarsam yazıyı güncellerim.

Bugünün bana öğrettiği şey,  eğer yüreği güzel ve eğlenceli arkadaşlarınız varsa, kendiniz şanslı saymalısınız.
Evet, Tomek ve Gosia bu yazıyı hiç bir zaman okuyamacaklar biliyorum lakin buradan onlara bir kez daha teşekkür etmek istiyorum.
İyi varsınız gençler. Sizinle vakit geçirmek çok güzel.



Devamını Oku »

Yeni yazılardan haberdar olmak için