31 Mayıs 2015 Pazar

Yeni yerler keşfetmeye devam

Geçen haftaki durağımızın adı Bobby Burger. Kendisini instagramda takip ettiğim birinden gördüm. Her zamanki gibi, ne yiyeceğiz diye kıvranırken, bizim geçler yok pizzamı yesek, yok efendim yeni bir İtalyan restoranımı denesek diyerek, saati akşamın sekizi yapınca olaya bir el atıyım dedim :)

Durun !! Geçen gün gördüğüm bir yer vardı, hadi oraya gidelim. Ya buraya gideriz ya da size makarna yaparım, evde oturup yersiniz dedim. Tabiki kazaman burgerci oldu :)

Bizim gittiğim şubesi Galeria Krakowska ya çok yakındı. Genel olarak burgerini beğendim. Yanında da acılı patates kızartması vardı. Genelde burger köftelerinin içi çok pişmiyor. Bende hiç öyle az pişmiş yiyemem . Kan görmemem lazım. Fakat bu mekanda durum farklıydı. Gerçekten tam anlamıyla pişmiş bir köfte geldi. Köftesi ile gönlümü kazandı :)
Genel olarak fiyatları da iyi. Burgerin ebatları da benim için ideal boyuttaydı. Biraları konusunda birşey söyleyemem. Sevemedim şu bira olayını bir türlü... Çokta sevesim yok. Bir bira göbeğim olsun asla istemem :) 
İşte size Bobby Burgerden bir kaç kare :)




Devamını Oku »

Krakow'da turist olmak :)

İki aydır gayet dingin bir hayatım olduğu yazılarımdan da belli. Fakat şu iki gündür deli gibi geziyorum. Bu arada anladım ki tembelliğe, zaman sorunu yaşamamaya nasıl da alışmışım ben :)
Birde turist gibi gezmekle, yaşamak arasında ciddi bir fark var. Bu iki günde, iki aydır yemediğim kadar Polonya yemeği yedim mesela. Hepsi ayrıntılı olacak yazacağım bol bol resim çektim :) Dün sabah erkenden tuz madenide gittim. Yaklaşık 2,5 saat sürdü gezimiz ve 3 km yürüdük. O gezi beni çok yordu nedense. Akşam da her zamanki gibi Stan ile dansa gittik :) Gün aydınlanmak üzereydi eve döndüğüm zaman. Bugün de aşırı tembel hissediyorum kendimi :)

Devamını Oku »

29 Mayıs 2015 Cuma

Bugün ki konumuz İngilizce- Lehçe nasıl iletişim kurulur :)

Geldiğimden beri tek anahtar ile idare ediyoruz. Öyle kapıyı çek git olmuyor. Kapıyı kilitlemezsek, dışarıdan da bir kolu var. Pıt diye içeri girerler :)
Fakat yarın bizimki ile planlarımız farklı.Ben sabah erkenden ,arkadaşımla tuz madenine gideceğim. O ise saat 10 civarı Varşovaya gidecek. Hal böyle oluncada bize iki anahtar gerekti. 

Böylelikle yeni bir Krakow macerası da beni bekler oldu :)
İş başa düştü ve bir anahtarcı bulayım dedim. Daha önce sokaklarda gezinirken bir yer görmüştüm. Koşa koşa gittim. Fakat amca ingilizce bilmiyordu. Ben derdimi anlatırken, bir bayan girdi içeri ve hemen olaya müdahale etti ingilizcesi ile. Meğer amca diyormuş ki , ben bunu yapamam yeni takım veririm. Sonra bayan bana nerede yaptıracağımı tarif etti. O kadar mutlu oldum ki bayanın gelmesine. Yoksa amca bana hiç bir yer tarif edemeyecekti. Neyse koşa koşa diğer anahtarcıyı bulmaya gittim. Ayy meğersem bize çok yakınmış.
Amcaya derdimi anlattım. Oda ingilizce bilmiyordu fakat anlaştık :)  İki anahtar için 46 zloty ödedim.
Artık herkes özgürce, dilediği vakit eve girip çıkabilecek. 

Bu arada ilgilisine duyurulur. Eğer anahtara ihtiyacınız varsa Jubilat marketin en üst katında, minicik bir dükkan var.  
Devamını Oku »

25 Mayıs 2015 Pazartesi

Krakow'da bir akşam nasıl geçer.


Krakow'da oldukça güzel bir gece hayatı olduğunu doğru. Fakat biz öyle her akşam o bar senin, bu bar benim gezmiyoruz. Onun için bu akşam evden bildiriyorum. 3 gündür hava kötü. Sulu gözlü bulutlar geziniyor kafamızın üstüne. Rüzgar azıcık dokunmaya görsün , hemen ağlamaya başlıyorlar. Hava tahminlerine göre yarın bizi terk eden güneş geri gelecekmiş. Bence de gelsin artık :)
Şimdi sen evde ne yapıyorsun diyenlere sesleniyorum. Hani 2 haftadır dikiş makinem bozuldu diye ağlıyordum ya, işte bitti o ağlak günler. Şimdi üretim zamanı. Bugün bir mesai saatini makinenin başında harcadım. Yarım kalan çantaları diktim. Nur topu gibi 10 tane nachnuch çantamız oldu :) Akşam da onları Dawanda ya eklemekle geçti bitti.. Resimde gördüğünüz sprite ve mısırdan da eser kalmadı :)
Aaaa unutmadan linki ekliyim ki, Nachnuch çantalarını daha çok kişiye ulaşsın :)
http://en.dawanda.com/shop/Nachnuch
Devamını Oku »

24 Mayıs 2015 Pazar

Adına kısaca mutluluk denir.

Krakow'a geldiğimden beri ilk defa bugün farklı bir heyecan yaşadım.
Geçen haftalarda facebook sayfasından Polonya bir kızla tanıştım. Bu hafta sonu için beni kahve içmeye davet etti. (Daha önce Türkiye'de erasmus için bulunmuş ) Biraz çekinerek gittim. Bu berbat ingilizcem ile ne yaparım ben diye.  Fakat herşey oldukça güzel gelişti. Yaklaşık 2 saat beraberdik. Çok sempatik bir kız. Umarım buluşmalarımızı devamı gelir. Kız kıza sohbet etmeyi özlemişim :)

İngilizce ile aramdaki sorunları ivedilikle çözmem lazım. Gün geçtikçe herşeyi çok daha rahat anlar hale geldim. Birde söyle uumm , ııımmm yaparak konuşmamayı öğrenirsem çok güzel olacak herşey. Devamlı, hatamı yapıyorum ben korkusuyla hiç konuşamıyorum çünkü.
Umarım bir gün gelir ve ben blogu açıp bu yazılarımı okuduğumda , vay be ne yersiz endişeler içindeymişim diyebilirim.

Hadi bana şans dileyin. Daha çok arkadaşım olsun burada ve bu sayede daha çok seveyim Krakow'u .

Devamını Oku »

22 Mayıs 2015 Cuma

Run Jasmine Run

Çarşamba günü yazılması gereken bir yazıydı 2 gün gecikmeli de olsa yazmak istedim :)
Salı akşamı yemeği fazla kaçırınca

Sabah gözümü Parkta açtım.


Tüm gece yağmur vardı.


Sabah , güneş bize bulutların arasından merhaba dedi.


Bana da parkın tadını çıkarma görevi düştü.


Şimdi dinlenme zamanı :)

Çünkü bugün cuma ve Krakow geceleri bizi bekler :)












Devamını Oku »

21 Mayıs 2015 Perşembe

Krakow'un Kebabı

Öyle Türk kebaplarına benzemez kendisi. Üstünde sos, pide arasında, bol salata ile servis edilir. Görünüş olarak Türkiye'de yediğimiz döner formatındadır. En önemli farkı ise kocaman döner bıçakları ile kesen kişiler göremezsiniz başında. İş güvenliği nedeni ile döner bıçağı kullanmak yasak. Onun için herkes traş bıçağına benzer bir alet ile keser onu.

Bizim eve çok yakın olan bir büfeden alıyoruz onu. Tadından oldukça memnunuz. Favori sosumuz ise sarımsaklı bir sos. Yemesi biraz marifet istese de bugüne kadar hep başarılı olduk.




Devamını Oku »

Bir akşam yemeği nasıl abartılır.

Sağlıklı bir yaşam için sabah 8 kilometre yürü. Ara öğünde de yoğurdunu ye. Sonra akşam öyle bir yere git ki, çatlayana kadar ye. Bu nasıl tezat bir ilişkidir, bilemedim. Sanırım tüm bunlar Salı günümüm kısa bir özeti.
Krakow'un yemek kültürünü pek çözmüş değilim. Meşhur pancar çorbası çok hoşuma gitmedi. Bizim mantıya benzer bir yemekleri var fakat yanında yoğurt yok. Öyle olunca da pek bir numarası olmuyor.
Hal böyle olunca, İtalyan yemeklerine yöneliyoruz. Zaten İtalyanlar olmasaymış birçok ulus aç kalırmış orası kesin.
Genelde farklı yerleri denemeyi tercih ediyoruz. Her yer hakkında fikrimiz olsun diye. Örneğin, Rynek civarında yemek yerseniz fiyatlar oldukça pahalı. Bir steak ile bir kadeh şarap ortalama 90-100  Zloty. Bir de turistler ile aynı ortamda olmak demek her yerde ciddi bir kalabalık olması demek. Bazen de hiçbir yer bulamıyoruz.
İşte böyle dert yandığımız günlerde Rzeznia imdadımıza koşuyor. Menüsü tam bizlik. Benim favorim Spicy Grilled Ribs . Bu sefer bizim gençler bir değişiklik yapıp Beef Steak With Garlic Butter denediler. Onun da lezzeti oldukça güzeldi. Bunun yanı sıra fiyatları da çok uygun.





Yetmedi üstüne bir de tatlı yedik o akşam. Ben çikolatalı kek yedim. Tabii bu kadar yedikten ve içtikten sonra, ertesi gün gözümü parkta açtım. Durumun kısa özeti de şu: "koş Yasemin koş"



Devamını Oku »

15 Mayıs 2015 Cuma

Uçuşup kaçışmayan kuş yapmışlar :)



Krakow'un kuşları bir alem.
Onlar yolda yürürken siz yol vermelisiniz.
Yoksa yüzünüze dik dik bakarlar :)
Geçen gün parkta piknik yaptıklarını gördük.
Siz kuşsunuz, hava mis, uçun biraz dimi.
Yoook yayılmışlardı çimenlerin üstüne :)
Gelen geçen turistlere bakıyorlar tüm gün.
Çokta haksızlık etmemek lazım .
Bazen uçuyorlar.
O zamanlarda da dikkat etmeniz lazım.
 Eğer uçuş rotasında yürüyorsanız,  size hiç acımadan çarpabilirler.
Öyle azıcıkta havalanıp, kafayı teğet geçeyim dertleri yok bu kuşların.
Hayat Krakow'un kuşlarına güzel :):)
Devamını Oku »

11 Mayıs 2015 Pazartesi

Obwarzanek




"Obwarzanek " kendisi Krakow simidi olur. Tadı tam olarak bizim simit gibi değildir.
Genelde yaşlı teyzeler ve amcalar satar  bu simidi. Yağmur, çamur, kar, kış demeden devamlı hazırdırlar satışa. Benim gördüğüm kadarıyla 3 çeşidi var. Peynirli , haşhaşlı  ve susamlı. Ben haşhaşlısını seviyorum. Diğerlerini denemedim daha. Tanesi 1.50 veya 1.60 Zloty. Bir rivayete göre Polonya'da sadece Krakow'a özgüymüş. Diğer şehirlerinde yokmuş. Tabi gidip görmediğim için, ne denli doğru bir bilgi bilmiyorum. 
Bana buralarda çay ve simit keyfi yaşattığı için Krakow simidi yapanlara, teşekkür etmeyi bir borç bilirim :)

Sanırım hafif hafif yemek özlemi duymaya başladım bu günlerde. Geçen haftadan beri aklımda çiğ köfte var.  Dün gece de rüyamda iskender yapıyordum :) Sabah kalktığımda aslında aklıma yattı. Buralarda dönerci dükkanları var. Eti alsam gerisini pıt diye yaparım ki ben :) 



Devamını Oku »

3 Mayıs 2015 Pazar

Bir güne bir çok iş sığdırabilmek bu olsa gerek.

Dün sabah kalktığımdan beri 1 dk yerimde durmadım desem yalan söylememiş olurum. Sabah kahvaltı sonrası İkea 'ya gittik. Evde çalışma masamız yok. Aslında eve hiç birşey almak istemiyoruz. Taşınırken bizi uğraştırmasın diye. Fakat masasızda olmuyor. Benim dikiş malzemelerim , dikiş makinem şuan kolilerin içinde. Onur'un elektronik aletleride öyle. Artık evde birşeyler yapmak istediğimizden, masa almak için düştük yollara . İşimizi görebilecek, çok pahalı olmayan iki masa aldık.Yarın teslim edecekler masalarımızı. İkea'da gezinirken, arkadaş aradı. İşiniz yoksa gelin , ben alışveriş yapacam, bir alışveriş merkezi var oraya gidelim mi diye. Tamam dedik. Alışveriş merkezinde de sanırım 2-3 saat geçirdik.
Asıl büyük buluşmamız ise akşamdı. Krakow'un en ünlü mekanlarından biri olan Shine gittik.  Gece saat 4 kadar oradaydık. Bizim çocuklar daha önce içeri girmeyi denemişler . Fakat olmamış. İçeri girebilmek için elegan bir giyim tarzınızın olması lazım demişler. Bu sefer bizimkiler de ceketlerini giydiler. Birde rezervasyon yaptırdılar. Böyle olunca da zafer bizim oldu. İçer girebildik :):)





Atmosferi oldukça güzeldi. Mekan geniş ve çok iyi bir havalandırmaya sahipti. İçeride sigara içilmemesine de ayrıca mutlu oldum. ( Buradaki çoğu  pub ve clubde sigara içmek serbest. Bir, iki saat oturunca herşeyim sigara kokuyor ve ben bundan nefret ediyorum.) Saat 22:00 gittik, 04: 00 ayrıldık. Ben bu zaman diliminde, toplasanız 30 dakika yerimde oturabildim. Ne kadar çok dans ettiğimi tarif edemem. Bir ara ışık oyunları ve dumanlar arasında kaldık. O ışık oyunları beni üniversite yıllarıma götürdü. Yurtta kaldığım dönemde , odayı 9 kız ile paylaştım. Bazı geceler canımız sıkılırdı. O zaman tüm ışıkları kapatırdık. Eline fener alan kızlar, ışıklarını bize tutardı, bir kaçımızda ortada deliler gibi dans ederdik. Şimdi kim bilir nasıl hayatların içindeler her biri. Dün akşam o kadar kalabalığın içinde, bir anda kendimi eski günlerde buldum. Yüzümde bir tebessüm ile eski günlere selam çakıp , kaldığım yerden, nefesim kesilene kadar dans etmeye devam ettim.
Bugün ise deli bir yorgunlukla baş etmeye çalışıyorum. Lakin hava harika, belki öğleden sonra nehirde bir bisiklet turu yapabilirim. Kim bilir...



Devamını Oku »

Yeni yazılardan haberdar olmak için